Geçtiğimiz akşam iPhone 12 ile birlikte Apple’ın yeni ürünleri tanıtıldı ve alışageldiğimiz üzere markanın fanlarından sevinç çığlıkları yükselmeye başladı. iPhone gerçekten yenilikçi mi? Apple, ekosistemine bağımlı olmayan bir Android kullanıcısı için tatmin edici bir cihaz mı? Gelin gerçeklikten kopmadan önyargısız olarak biraz bunu tartışalım.

Apple ile ilgilenen insanlara hangi dönemin daha yenilikçi olduğunu sorduğunuzda birçoğu sanırım Steve Jobs dönemini işaret eder. …


Şirketler, logolarının hatırlanması ve kendileriyle daha kolay ilişkilendirilmesi için tüketicilerin algılarına dair çok fazla zaman, para ve enerji harcarlar. Bundan 10 yıl önce markalar logolarını yeniden tasarlama trendine girdiklerinde ise hepsinin gittiği ortak bir yol vardı: 3 boyutlu, parlak ve gölgeli efektleri bırakıp düz ve minimal bir görüntü sunan göz yormayan tasarımlar kullanmak.


Podcastim Uçak Modu’nun yeni bölümünde yüz tanıma teknolojilerinin hayatımızı kolaylaştırmasından değil, tam aksine, kimimizi dışlayan özelliklerinden bahsettim. Dilerseniz okumak yerine direkt aşağıdaki Spotify linkinden dinlemeye devam edebilirsiniz. Kitlesel gözetleme ve yüz tanımanın yarattığı tehlikeler bildiğiniz üzere son yıllarda özellikle Çin deneyimi üzerinden sertçe eleştiriliyor. Dijital haklar aktivistleri ise şu anda başka bir önemli soruna dikkat çekiyor. Bu da, birinin cinsiyeti ile cinsel yönelimini tahmin etmek için aynı teknolojiyi kullanmak. AB’de bu uygulamaları yasaklatmak için de güçlü kampanyalar başlatıldı.


İnternet hayatımıza girdiğinden beri bağımlılık kavramına dair birçok yeni kategoriye sahip olduk. Bunlardan bazıları porno bağımlılığı, Facebook bağımlılığı, online kumar bağımlılığı, genel olarak internet bağımlılığı ya da son zamanlarda da tekrar Clubhouse ile birlikte karşımıza çıkan FOMO yani bir şeyleri kaçırma korkusu. Bildiğiniz gibi davet sistemiyle çalışan Clubhouse’a girmek için insanlar uzun bir süre boyunca birbiriyle yarışmışlar, bir ara davetiyelerin karaborsaya düştüğü bile konuşulmuştu. Bir bakıma 21. yüzyıl karakteristik olarak her anlamda birçok bağımlılık türünün ortaya çıktığı bir zaman dilimi olarak tarihteki yerini aldı.


İllüstrasyon Furkan Nuka Birgün

Dile kolay 10 yıl… 10 yıl önce başlayan Türkiye podcast ekosisteminin mihenk taşlarından Potacast 10 yaşında. Şu sıralar MediaMarkt ve Socrates Dergi/Podcast ile yayın hayatına devam eden programın sunucuları Kaan Kural ve Orkun Çolakoğlu ile PodioMag’in 11. sayısı için konuştum.


Apple’ın yeni Podcast Abonelikleri hizmeti, yani diğer bir deyişle podcast yayıncıları için yarattığı Patreon modeli, yayıncılara yıllık 20 dolara mal olacak ve özel içerik ile erken erişim dahil olmak üzere çeşitli abonelik teklifleri için fiyat belirlemenize de imkan tanıyacak. Ben de dahil olmak üzere birçok amatör podcast yayıncısına göre bu büyük bir fırsat. Bu aynı zamanda boş konuşmalarımız için bir gün para kazanabileceğimiz anlamına da geliyor. Ancak Apple’ın bunu yapıyor olması ve bunu podcast popülaritesinin yıllarca yavaş ve istikrarlı bir şekilde artmasından sonra şimdi yapması ise oldukça önemli.

Podcast savaşı başladı.

Ses dosyası olmalarının yanı sıra, podcast’ler sadece birer RSS…


“Orijinali Michael Mignano tarafından Medium‘da yazılan bu içerik İlkan Akgül tarafından çevrilmiştir.”

Açık RSS, son birkaç on yılda podcast ekosisteminin büyümesine muazzam bir değer sağladı. İçerik üreticiler RSS standardında sesler yayınlayarak podcast’lerinin, standardı benimseyen birçok podcast tüketim platformunu kullanan tüketicilere ulaşacağından emin olabilirler.


Covid-19 salgını başladığından beri araba sigortacıları, araba tamiratı ya da hasar tespit için fotoğrafa dayalı tahminler yaparak yer yer de yapay zeka dahil olmak üzere birçok teknolojiyi kullanıyor.

Bilindiği üzere pandemi birçok işletmeyi altüst ederek, sektörleri de tam anlamıyla yerle yeksan etti. Bunu fırsat bilen sigortacılar da, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor.

Okumak istemezseniz podcast olarak da dinleyip takip edebilirsiniz!

Orijinali Pasific Content’te yayınlanan bu yazı İlkan Akgül tarafından çevrilmiş ve ilk olarak Podiolab’de yayınlanmıştır.

Şu anda podcast yayınları ve medya mensupları için, evlerimizin rahatlığıyla röportaj ayarlamak ve akabinde kaydetmek biraz zor gibi duruyor.


Eğer konu, konuklu bir röportaja hazırlanmaksa bunun farklı bir metodolojisi var. Özellikle de yeni başladıysanız ve anlamlı bir dinleyici kitlesine sahip değilseniz. Bildiğiniz gibi konuklu bir podcast yapmanın en keyifli yanlarından biri, uzmanlarla tanışmak ve meslek ustalarından birçok şey öğrenme şansı elde etmek. Yayınımıza aldığımız herhangi bir misafir için, ne kadar zamanı verimli kullanırsak deneyimlediğimiz şey de o kadar iyi olacaktır.

İlkan Akgül

Türkiye’nin ilk podcast reklam ajansı Podfresh’in kurucu ortağıyım. Çeşitli mecralarda teknoloji, dijital medya ve kültür-sanat içerikleri üretiyorum.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store